13 Mart 2008 Perşembe

Adsense Nedir ? Felsefesi Ne?

Adsense nedir?

Adsense programı temelde bir ürünü satmak yada tanıtımını yapmak için reklam veren şirket/kuruluş/organizasyon/firmaların reklamlarını sitenizde ve google da göstererek müşteri bulmaya yarayan şu an için internetteki en büyük reklam programının adıdır.
Bu reklam programından güzel gelirler elde edebilmemiz için de, sitemizin reklam verene geri dönüşünün olması gerekmekte...

Reklam verene etkili geri dönüş nasıl olur peki?

Sitenizin içeriği ile sitenizin ziyaretçi profili aynı olmalıdır. Bu fikir zaten "adsense text" reklamlarının çıkış felsefesi.
Dogru içeriği, dogru kişiler ile buluşturmak üzerine kuruludur adsense text reklamlar...

Örnegin, Dış cephe izolasyonu, ses izolasyonu, betonarme teknikleri, statik hesaplar gibi mimari veya inşaat mühendisliği
içerikli sitenizin ziyaretçileride inşaat mühendisleri, mimarlar yada teknikerler ise, sitenizde çıkacak olan inşaat malzemeleri odaklı adsense reklamlarına tıklanma % si oldukça yüksek olmaktadır.

Resimdeki basit örnege göz atarak olayı anlaya bilirsiniz. (Resimdeki veriler, adwords reklam veren panelinden alınarak örneklendirilmiştir.)
inşaat ve yapı teknikleri üzerine açtığınız sitenizde izolasyon elemanlarının oldugu bölüme bir mühendisin yada teknikerin girdigini düşünün. Çıkacak konu ile alakalı reklamlara tıklamaması için bir neden yoktur ve genellikle tıklar.
peki tıklarsa siz site sahibi olarak ne kazanırsınız ;

1,98YTL nin yarısını size verse google amca bu da yaklaşık 1ytl para kazanmamız demektir, ( izolasyon kelimesi için reklam verenden google 1,98YTL ücret istiyor, adwords panelinden görebilirsiniz reklam veren olarak...)

Çoğu webmaster, insanlar çok arıyor diye sırf bölüm olsun diye yaptıgı "tc kimlik no" sayfasından ise 0,02YTL para kazanıyorsunuz. Ki günde ortalama 2 kişi tıklıyormuş, "Tc kimlik no" odaklı reklama.
izolasyon kelimesine günde ortalama 20 kişi tıklıyormuş.

Bu verileri adwords panelinde kendinizde görebilirsiniz)

Bu basit örnekte görüldügü gibi 1 siteden günde 20ytl kazanırken ( Ortalama 20 tık varmış),
Çok hitli bir siteden 0,5ytl bile kazanılmıyor.

Her site adsense reklam programından iyi para kazanamaz zaten kazanamamalıda...

10.000 hitli sitenizden günde 5$ bile kazanamazken,
300 hitli sitenizde günde 60$ çok rahat kazanabiliniyor.
Önünüzde iki seçeneginiz var.
A seçeneği: Çok hit ama az gelir.
B seçeneği: Az hit ama çok gelir.
Türk sitelerinin büyük çogunluğu A kategorisine girer.Türkçe içerikli siteleri büyütmek kolaydır. Yapmanız gereken bir kaç çöp konu:
cem yılmaz doritos reklam filmi,
dikkat şahan çıkabilir,
komik fıkralar,
flash oyunlar,
gamze özçelik
sibel kekilli ile chat,
liseli msn kız adresleri,
msn hack nasıl yapılır.
tc kimlik no
çiceklerin dili
vergi no ögrenme
ssk prim borcu sorgulama
chat sohbet odası
arkadaşlık siteleri yada bölümü (%99 u fake resim ile doludur abazaları çekmek için)
öss sonuçları vs vs...
bu liste uzayıp gider.Bu içerikli sitelerden adsense ile para kazanamazsınız.
Bu tarz sitelere "trash site" (çöp, çöplük siteler) diyor yabancılar. Aynen belediyenin şehir çöplüğü gibi ne ararsanız var. Çöplük siteler normal şekilde iyi para kazanamazlar...

Çünkü sihirli kelime olan "Reklam verene müşteri dönüşü olmaz" bu sitelerin ziyaretçi profili ile.
Bu sitelerin ziyaretçi profili ne aradığını bilmeyen, vakit öldürmek için internete giren kişi yada kişilerdir...

Adsense'e reklam veren hangi hosting firması yada inşaat firması örneğin "Dikkat şahan çıkabilir yada msn kız adresleri" kelimesi odaklı bir sitede "Domain satış yada hosting paketi" reklamının çıkmasını ister ki?

B kategorisindeki bir siteye örnek:
Bazılarının suiistimal etmesini engellemek için adresi vermeyeceğim.
Doğup büyüdüğü, yaşadığı turistik kenti anlatan sitesi olan bir abi var (ümit abi)
Gelen kişiler sadece arama motorlarında gelen yabancı turistler.
O kenti merak eden yada tatil için gelecek kişiler yada o an kente olup, nereleri gezebilirim diye sitesini ziyaret eden yabancı turistler.
Sitenin dili İngilizce. Sitesinde hotel reklamları, pansiyon reklamları, restarurant reklamları, hediyelik eşya satan mağazaların reklamları çıkıyor.
günlük hiti 200 kişiyi geçmiyor bile.
Ama kazandıgı para günlük çok rahat 35-40$ ın üzerinde.
Sitesini adsense için açmadı.Hobi olarak açmıştı.
ek olarak kentteki esnaflardanda reklam geliri var.:)
Peki nasıl oluyor bu iş derseniz olayın mantığı basit:
Sitesine gelen ziyaretçi profili ile ile çıkan reklamlar %100 uyumlu. Uyumlu reklamlara tıklama her zaman yüksek oluyor

Özetlersek:

- Google'un ziyaretçi davranışlarını analiz eden bir patenli teknolojisi var. Reklamların üzerinden kaç kez mouse ile geçildiğinin verisi bile analiz edilmekte... Eger dogru ziyaretçi profiliniz yoksa, iyi paralar kazanamazsınız...
- Porno sitenizden yada mp3 sitenizden ( Bunlar yüksek hitli sitelerdir diye yazdım),
adsense reklamları hotel kelimesine çok para veriyor diye açtığın sağdan soldan çaldığın yazılar ile açtığın hotel sitene pop up ile ziyaretçi yollarsanız yada iframe açınca Bir süre sonra banlayacaktır google hesabınızı.
- Adsense reklam programına reklam verenlerin tek gayesi vardır
"Daha çok para kazanmak" .
Yaptığın sitenin ziyaretçi profili, reklam verene müşteri olarak dönmüyorsa çok az para kazanırsın. Reklam verene müşteri olarak dönmesi içinde içerik ile ziyaretçi profilin aynı olmalı...
- Ayrıca her önüne gelen sırf adsense için siteler açtı.Zaten türkçe reklam veren sayısı az oldugundan reklamlar çok hızlı şekilde erimeye başladı.Herkezin kazancından genel bir düşüş yaşanıyor. Aynı tık ve aynı gösterim oranı ile 2005 yılında kazandığımız para daha çoktu.
- Adsense reklam programı hergün gelişen, internetin en büyük reklam networküdür.Binlerce mühendis geliştirmek için hergün çalışmaktadır.Her geçen gün sistem, daha mükemmele dogru yol alıyor.Bu demek oluyor ki, unique içerikli sağlam siteler ile çalıntı içerikli spam sırf adsense ile para kazanmak için yapılmış siteleri sistem artık birbirinden ayırabiliyor.Sistem bir çeşit yapay zekaya dogru yol alıyor.Google mühendisleri Pagerank ile Adsense arasında bir baglantı projesi üzerinde çalışıyor.Projenin detayları tam olarak belli degil ama olayın mantığı şu olacak: Pagerankı yüksek siteler, adsense kazanç pastasından daha çok dilim alacak.
Pagerank ile adsense arasında nasıl bir bag olabilirinde cevabı şu:
"Eğer bir siteye herkes link veriyorsa bu site iyi bir site olmalı.Insanlarin link verdiği site kötü bir site olamaz.İnsanlar kötü siteye link vermez.Reklam verenler reklamlarının kaliteli sitelerde çıkmasını istiyor ki bu en dogal hakları.

Google içinde kalite ölçüsü Pagerank. Bu durumda reklam verenlerin isteklerine pagerankı yüksek siteler daha çok yanıt verecektir. Reklam veren pagerankı yüksek sitelerde çıkmasını istiyor reklamlarının.
2 gün önce açılmış autohit programı ile ziyaretçi çeken sitelerin reklamlarını eritip parasının boşa gitmesini istemiyor.
- Sitesinde adsense kullanan her webmasterın hayatında 1 kezde olsa adwords ile reklam vermesi gerek google ' a. Olayın mantığını bilmeden, "Saldım çayıra, Mevlam kayıra" mantığı ile para kazanılamayacağını kendinin yaşayarak görmesi gerek.
- Son günlerde kazançların dibe vurmasındaki en büyük etkende biride , sahte yada çalıntı kredi kartları ile alınmı adwords
reklam kuponları. 100$lık kuponlar, 10$'a piyasaya düşerse kazançların dibe vurması çok normal diye düşünmek gerek...

Son olarak şunuda unutmamak gerek:

Adsense sabit tık ücreti veren reklam programı değildir. Reklam fiyatlarını, reklam verenler belirler. Günlük olarak kazançların dalgalanması çok normaldir. Örnegin hafta sonları yada resmi tatillerde Gezi turları düzenleyen tatil firması, Hafta sonu yaklaştıkça reklamı üste çıksın diye tık ücretini artırırken, haftanın ilk günü pazartesi reklam fiyatını ise en taban fiyata indirebilir yada hiç reklam vermeyebilir. Sahip oldugun turizm içerikli sitende cuma günü çok kazanırken, pazartesi çok çok az kazanç elde edebilirsin. Yada Gezi firması senin sitende reklamlarının çıkmasını istemeyebilir. Siteni kara listesine alabilir.
Eger siten çok iyi olursa, reklam veren firmalar ise reklamlarının senin sitende çıkması için yarış içine girebilir.
Bu yarışta galip gelen en çok tık ücreti ödeyen olur. İyi sitesi olanda daha pahalı reklamlar çıkar daha çok kazanır.

Konu yine dönüp dolaşıp iyi sitesi olan daha çok kazanıra kadar geliyor


alıntıdır

Etiketler:

12 Mart 2008 Çarşamba

Adsense Kardeş Geldi


Google'ın, reklam verenlere, internet yayımcılarına ve reklam ajanslarına online olarak reklam verme ve yönetme teknolojileri sunan DoubleClick'i satın aldığı bildirildi.
Google'dan yapılan yazılı açıklamada, şirketin Mountainview/California'daki merkezinin, Google'ın Doubleclick'i satın alma sürecinin tamamlandığını duyurduğu kaydedildi.Google Üst Yöneticisi (CEO) Eric Schmidt, DoubleClick'i satın alma sürecinin tamamlanmış olmasından dolayı çok heyecanlı olduklarını belirterek, ''Google, DoubleClick'le lider bir ilan platformuna sahip oldu. Bu sayede teknolojideki ve altyapıdaki gelişmeleri hızlı bir şekilde pazara aktarabilmenin yanı sıra, yayımcılar, reklam verenler ve ajanslar için dijital medyanın etkinliğini, ölçümlenebilirliğini ve performansını gözle görülür bir şekilde artıracağız. Diğer yandan da kullanıcılar için reklamların etkin kullanımını ve işe yararlığını geliştireceğiz'' değerlendirmesinde bulundu.

Etiketler:

21 Ocak 2008 Pazartesi

En İnce Notebook


SONUNDA BUNU DA YAPTILAR.
Torba zarfa koy gönder.O derece ince :)
Apple dünyanın en ince notebook bilgisayarı olan MacBook Air’i tanıttı. MacBook Air; 1.94 cm’lik maksimum yüksekliğinin muadili bilgisayarlardaki en ince noktadan daha ince olmasının yanı sıra, en ince noktasındaki benzersiz 0.4 cm’lik inceliği ile de öne çıkıyor.MacBook Air 13.3 inçlik LED- aydınlatmalı geniş bir ekrana, tam boyut ve arkadan aydınlatmalı bir klavyeye, video konferans özelliği için yerleşik iSight kameraya ve kullanıcıların iPhone ve iTouch”ta bulunan tıklama, döndürme ve sürükleyerek geçme özelliği sağlayan çoklu dokunuş hareket destekli geniş bir trackpad (izleme dörtgeni)’e sahip.

TEKNİK ÖZELLİKLER
1280×800 çözünürlüğe sahip 13.3-inçlik LED-arkadan aydınlatmalı parlak geniş ekran
4MB L2 önbellek ile 1.6 GHz Intel Core 2 Duo işlemci
800 MHz ön veriyolu; 2GB’lık 67 MHz DDR2 SDRAM
Sudden Motion(Ani Hareket) Sensörü ile 80GB ‘lık sabit disk sürücüsü
Intel Graphics Media Accelerator X3100
Mikro-DVI girişi (VGA Adaptörlere bağlanan Mikro-DVI ve DVI Adaptörlere bağlanan
Mikro-DVI içerir)
yerleşik iSight video kamera
yerleşik AirPort Extreme 802.11n kablosuz ağ oluşturma ve Bluetooth 2.1+EDR
bir adet USB 2.0 girişi; bir adet kulaklık girişi
tıklama, kaydırma, döndürme ve sürükleyerek geçme özelliği içeren gelişmiş çoklu
dokunuş kabiliyeti özelliğine sahip TrackPad
ve 45 Watt’lık MagSafe Güç Adaptörü.







Etiketler:

11 Ocak 2008 Cuma

İşlemci Nedir?

İşlemci bilgisayarımızın beynidir; tüm işlemler ondan sorulur. Eskiden beri bilgisayarlar, bir sistem performansını etkileyen en önemli bileşen olarak işlemci modeli ve hızı ile satın alınmış, böyle adlandırılmıştır: Pentium 166 MMX, Pentium III 800 gibi. Ancak, Pentium işlemcilere geçildikten sonra bir sistemin performansını belirlemede (o sistemde yapılacak işlere göre) sabit disk ve ekran kartı hızları, RAM miktarı gibi faktörlerin de çok belirleyici olduğu ortaya çıkmıştır. Yine de işlemci her zaman bir sistemin performansında ve yapabileceği rolü oynayacaktır.

İŞLEMCİ HIZLARINI BELİRLEYEN UNSURLAR
İşlemciler saat hızları ile anılırlar (166 MHZ, 633 MHZ, 900 MHZ gibi. ) Ancak bir işlemcinin hızını belirleyen asıl faktör o işlemcinin mimarisi, yani modelidir. Bu yüzden 100 MHZ saat hızına sahip pentium işemci. 100 MHZ saat hızına sahip 486 işlemciden daha hızlıdır. Aynı şekilde Pentium II’lerden daha düşük bir model sayılan celeron işlemcilerin bir kısmında üzerinde l2 ön bellek bulunmadığı için aynı iç hıza sahip Pentium II lerden, hatta bazı işlemcilerden yine kendisiyle aynı hızdaki Pentium MMX işlemcilerden daha yavaştır.

Performans: Bir PC’nin performansını belirleyen en önemli etken işlemcidir. Diğer bileşenler de performans üzerinde önemli bir rol oynuyor;ancak işlemcinin maksimum performansını belirlemede en baskın faktördür. Diğer aygıtlar(işlemciye verilen parçalar) sadece işlemcinin performansına ulaşmasını sağlar.

Yazılım Desteği: Yeni, hızlı işlemciler daha fazla performans gerektiren yeni yazılımların kullanılmasını sağlar . Ayrıca Pentium MMX teknolojisi içeren işlemciler, daha önceki sistemlerde kullanılmayan özel yazılımların kullanılmasına izin verir.

Güvenilirlik ve tutarlılık: Bir işlemcinin kalitesi, sisteminizin ne kadar güvenli çalışacağını belirleyen faktörlerden biridir.

Enerji Tüketimi ve Soğutma: Önceleri işlemciler, diğer sistem aygıtlarına göre daha az güç tüketirlerdi . Yeni işlemciler daha fazla güç tüketiyorlardı. Bu nedenle daha fazla ısınıyorlar ve soğutulmaları için üzerlerinde bir fan veya ısıyı emen bir soğutucu bulunuyor.

Ana kart desteği: PC’nizde kullanacağımız işlemci türünün, kullanacağımız ana kart ile yakın ilgisi vardır. Her ana kart, belirli bir işlemci serisini destekler.

Etiketler:

Çift Çekirdekli İşlemci ( CoreDuo ) Nedir?

Son zamanlarda bilgisayar almayı düşünenlerin en çok duyduğu sözcük sanırım bu ''çift çekirdekli işlemci'' sözü oldu. ''Bilgisayarın içinde çekirdeğin işi ne? Çekirdek denilen şey kabak çekirdeği midir?İşlemcinin bir çekirdek neyine yetmiyordu? Neden ikinci bir çekirdeğe ihtiyaç duyuldu?'' gibi sorular aklınıza takılacak kadar amatörseniz -ki ben bu gruptanım- buyrun sonuna kadar sabırla okuyun.




Dual Core CPU’lar yukarıdaki resimde de görüldüğü gibi, bir CPU’nun iki çekirdeğe sahip olmasıdır. CPU’da bulunan çekirdekler işi aralarında paylaşan ve ortaklaşa çalışabilen iki veya daha fazla işlem birimi barındıran yongalar da diyebiliriz. Neden bu teknolojiye ihtiyaç duyuldu biraz da ondan bahsedelim.
İntel tarafında ismi hyper threading olan bu yapı bir işlemci içerisinde iki çekirdeğe olanak tanır böylece sistemden baktığınızda sanki donanımınızda iki adet işlemci varmış gibi görünür.İşlemciler artık limitlere yaklaştığı için dikkat ederseniz son zamanlarda işlemci frekansları daha fazla yükselmiyor.Çünkü frekans yükselmesi demek daha fazla besleme ve daha fazla ısı çıkışı ve buna bağlı olarak soğutmaya daha fazla enerji harcaması demek ayrıca soğutmada ufak arızalar sonucu performans kaybı da görülebiliyor bu yüzden çift çekirdekli işlemciler üreticilerin gözdesi çünkü düşük frekans yüksek performans.

1-Fizik yasaları, mühendislerin saat hızlarını sonsuza kadar arttırabilmelerini engeller. Silikonun sınırlarına neredeyse ulaşılmak üzereyken saat hızlarının hala arttığını görüyoruz. Saat hızı her zaman performans anlamına gelmiyor, bu yüzden mühendisler işlemcilerin her saat vuruşunda daha fazla komutu işleyebilmeleri için de uğraşıyorlar aynı zamanda. 4 bitlik bir işlemci bile iki tane 32 bitlik sayıyı toplayabilir ama bunun için pek çok komutu işlemesi gerekir. 32 bitlik bir işlemci bu toplamayı tek bir komutla yapabilir. Normal yöntemlerle bir komutu yüklemek, çözmek, kullanacağı veriyi almak, çalıştırmak ve son olarak da sonucu yazmak için beş saat vuruşu gerekir. Bu sorunu çözmek için günümüz işlemcileri pipelining denen teknolojiyi kullanılır. Bu teknolojide bir işlemi yapmak için değişik aşamalar ard arda dizilir ve bir işlemin bir aşaması yapılırken boştaki kaynaklarla da başka bir işlemin herhangi bir aşaması yapılabilir. Bu teknolojiyle bir komutu tek bir saat vuruşunda bitirebilmek mümkün olur. Superscalar denen bir mimariyle paralel pipellinelar kullanılarak performans daha da arttırılabilir. Bu konudaki son gelişme Intel'in Hyperthreading teknolojisidir. Komutları paralel olarak çalıştırmak için çift işlemciye ihtiyaç duyulur. Bu teknolojideyse olaya şu şeklide yaklaşılır: Komutlar thread denen parçalardan oluşur ve çift işlemciyle komut seviyesinde paralellik yerine tek işlemciyle thread seviyeinde paralellik sağlanır. Komutlar threadlere ayrılır ve bu threadler paralel olarak işlenip çıkışta tekrar birleştirirler. Tek bir işlemci tam anlamıyla olmasa da belirli bir seviyede çift işlemci gibi çalışır. Bu yöntem sadece tek bir işlemcinin kaynakları kullanıldığı için çift işlemcinin yerini tutamasa da bazı uygulamalarda belirli bir performans artışı sağlar. En büyük dezavantajı komutların parçalanıp tekrar birleştirilmesi sırasında kaybedilen zaman yüzünden aynı anda birden çok komutun işlenmesine ihtiyaç duymayan programlarda az da olsa performans düşüşü yaşanmasıdır.


Dual Core CPU'lar Windows Görev Yöneticisinden CPU kullanım geçmişini resimdeki gibi 4 adet olarak göreceksiniz. Ctrl+Alt+Delete kombinasyonundan görev yöneticinize girip kendinizinkiyle karşılaştırabilirsiniz.

2-Sıcaklık sorunlarından dolayı, işlemciler eskisi gibi saat hızlarını arttırarak hızlanamıyorlar. Bu yüzden aylardır işlemci açısından bir başarım duraksaması yaşanıyordu. En sonunda, Intel artan başarım seviyeleri konusunda, iki işlemci çekirdeğini tek bir yonga üzerinde birleştiren tamamen yeni bir fikirle kaşımıza çıkıyor. Bu değişim sayesinde önemli bir işlemci başarım artışı yaşanması bekleniyor.Sistemi gerekli olan bileşenlerle kurduktan sonra, işletim sisteminin de her bir işlemciye görevleri iyi bir şekilde paylaştırması gerekiyor. Çoklu işlemcili sistemlerden tam anlamıyla yararlanmak için modern işletim sistemlerinin, kendisinden istenen işleri küçük paketlere ayırarak birbirinden bağımsız şekilde çalıştırabilen, çoklu iş yürütme parçacıklarını (multiple thread) desteklemesi gerekiyor. Windows XP'nin iş düzenleyici (scheduler) arabirimi, iş parçacıklarını farklı işlemcilere atayarak bütün sistemin yük dengesini ve duyarlılığını en iyi şekilde ayarlamaya çalışıyor.

3- Artık Fizik yasalarının sınırına yaklaşan teknoloji nedeniyle tek çekirdekten elde edilebilen işlem gücünün sınırına dayanmış bulunulduğunu yukarda bahsetmiştik (en azından şimdiki malzeme ve tasarım yapısıyla). Bu nedenle pazarın durumu üreticilerin iki veya daha çok işlem birimi barındıran çoklu çekirdekli ürünlere yönelmesi kaçınılmaz oldu. Intel 2002 yılında bir yonga içine iki işlemci koyma fikrini Hyper Threading (HT) ile daha önce kullanmaya çalışmıştı. Pentium 4 mimarisine HT Teknolojisinin eklenmesinin en temel sebebi AMD ile yaşanan saat hızı yarışıydı. İnanılmaz 3.06 GHz saat hızına çoktan ulaşılmış, Intel'in yürütme işhattı (pipeline) uzamış ve 20 aşamalı hale gelmişti. Bunun tersine AMD Athlon XP 10/15 aşamada (ALU/FPU) işini hallediyordu. Pentium III içinse bir işlem için 10 aşama (Tualatin ve Pentium M modelleri için bu değer 12'dir) yeterliydi. AMD'nin Athlon 64 işlemcisi ise hala 12 aşamalı işhattı (pipeline) kullanıyor.

4-Bir taraftan da, derin işhattına sahip olan bir işlemci bir işlem turunda daha fazla iş yapabiliyor. Bu durum SSE2 ve SSE3 gibi komut uzantıları çalışırken iyi sonuç veriyor. Diğer taraftan neredeyse her işlem, işlemcinin bu uzun aşamalarından geçmek zorunda kalıyor ki bu da çok değerli olan saat turlarının (clock cycle) boşa gitmesi anlamına geliyor. Bu eksi etkiyi bir miktar kurtarmak ve Pentium 4'lerin uzun işhatlarını (bu arada Prescott'larla işhattı boyutu 31 aşamaya çıktı) biraz daha dolu tutabilmek için Intel, şöyle bir mantık geliştirdi: sanki iki mantıksal işlemci varmış gibi yapmak.Çoklu-çekirdekli işlemcilerin artısı görevleri (task) bölmek yerine verileri bölerek işleyebilmesidir.Veri birkaç tane parçaya ayrılıyor ve aynı kod veri üzerinde çalıştırılıyor. Bunun gerçekten pek çok artısı var.

5-Bilgisayara biraz yüklenince yani birden fazla işlem yapmaya kalktığınızda“ Uygulama yanıt vermiyor” gibi sıkıcı uyarılarıdan kurtulmak için Hyper Threading teknolojisi çift işlemcili teknoloji ile bu aşılmaya çalışıldı. Bir program için gerekli olan işlemci süresini biraz daha verimli hale getirerek rahatsızlık verici "uygulama yanıt vermiyor" ekranlarını önlemeyi başardı. Şimdiye kadar çift işlemcili bir veya Hyper Threading desteği sunan bir sistemle çalıştıysanız, bilgisayarın yaptığınız işlemlere hemen cevap verdiğini fark etmişsinizdir - temel olarak Hyper Threading teknolojisinin yaptığı tam olarak bu. 2002 yılının sonbaharında, Intel bu mantığı Hyper Threading (HT) teknolojisi ile gündeme getirmişti. HT sayesinde Pentium 4 3.06 GHz ve bütün FSB800/1066 sürüm işlemciler aynı anda iki işlemi yürütebiliyorlardı. Bu özellik her ne kadar tek başına çalışan uygulamalarda sadece belirli şartlar altında ufak bir başarım artışı sağlıyor olsa da, sistemin kullanıcının isteklerine olan duyarlılığını (responsiveness) arka planda çalışan işlemleri sanal işlemciye yükleyerek arttırabiliyordu. HT sayesinde %100 işlemci yükünden dolayı donmuş bilgisayar ekranı görmek neredeyse tarihe karışmıştı

6-Anti virüs, güvenlik duvarı (firewall) gibi sisteminizin güvenliğini sağlayan ve bugün artık zorunlu hala gelen bazı hizmetler ki bunlar ortalama bir masaüstü bilgisayarı için beşle on arasında Windows'la ilgisi olamayan hizmet çalıştırıyor. Bunlar arasında ekran kartı yazılımları, video veya ses uygulamaları için olan görev çubuğu ikonları, izleme yazılımları, ağ yazılımları veya depolama ve iletişim gibi diğer donanımlar için olan hizmetler. Windows ekranınızın sağ alt tarafında bulunan her görev çubuğu ikonu, işlemci zamanı ve bellek alanı kullanan bir hizmeti temsil ediyor.

İşte yukarıda sayılan sorunlardan dolayı bütün yeni işlemciler, yükü dinamik olarak mantıksal işlemciler arasında bölerek (multi-tasking, çoklu-görevlendirme), aynı anda birden çok programı çalıştırabilme yeteneğine sahipler. Eğer mümkünse işletim sistemi iş yükünü, iş parçacığı temeline dayanarak (multi-threading, çoklu-iş parçası) çok daha derin bir seviyede dağıtabiliyor. Çoklu-görevlendirme (Multi-tasking) bildiğimiz modern bilgisayarlar demek, yani kullanıcının çok fazla başarım kaybı yaşamadan birden çok yazılımı ve pek çok sistem hizmetini (service) çalıştırabilmesi anlamına geliyor.

http://www.autoclubturkey.com/ Doruk-C ve @hmet

























Etiketler:

31 Aralık 2007 Pazartesi

''Ah ah! Bir bilgisayarım Olsaydı'' diyenler;

İşlemci
Eğer yeni bir dizüstü alınıyorsa kesinlikle Intel Centrino yada AMD Turion nesili işlemciler düşünülmelidir. Özellikle hala piyasada dolaşan dizüstü için tasarlanmış olmayan (masaüstü için tasarlanmış olan) Pentium 4 işlemcilerinden uzak durulmalıdır. Çünkü Centrino ile ortaya çıkan yeni dizüstü işlemcileri hem performans, hem pil ömrü, hem de gürültü açısından Pentium 4 işlemcilere göre çok üstünlerdir. Pentium 4 işlemcili dizüstleri ise bütün bu üç açıdan daha az başarıma sahiplerdir, ayrıca çoğu durumda fiyat dahil başka hiçbir artıları da yoktur.

Ekran
Dizüstülerin belirleyici bir özelliği de ekran boyutlarıdır. Hem taşınabilirlik hem de fiyat olarak oldukça belirleyici etkenlerdir. Genel olarak ekran çözünürlükleri 1280x800 ile 1024x768 değerlerinden birisidir. Ekranın kalitesi açısından bu değer ne kadar yüksek olursa o kadar iyidir.

Ekran boyutu: 12"
12" ekranlı dizüstleri özellikle sürekli hareket halinde olan ve daha büyük bir ekrana ihtiyacı olmayanlar için idealdir. Her ne kadar güncel modeller oldukça üst fiyat seviyelerinden başlasalar da, giriş bölümünde bahsedildiği gibi ikinci el Pentium III seviyesi dizüstleri uygun fiyata bulunabilmektedir.

Ekran boyutu:15"
Güncel dizüstlerinde en genel olarak 15" ekranlar bulunur. Eğer biraz daha para harcayıp, film seyretmek isteyenler olursa, geniş ekranlı 15" ekranları tercih edebilirler.

Ekran boyutu: 17"
İsrafa kaçmak isteyen kişiler için 17" dizüstü bilgisayarları da piyasada bulunabiliyor.

Ekran kartı / yongası
Ekran kartları her geçen gün yeni çıkan ürünlerle daha çok karışıyor. Hem dizüstleri hem de masaüstleri için bu durum geçerlidir.

Genel olarak dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:

Ekran kartı / ekran yongası (İng: chip):
Bazı dizüstlerinin, masaüstlerinde olduğu gibi ayrı bir ekran kartları vardır, ancak birçok dizüstü sistemlerde ise ekran kartı yerine, anakartın üzerinde gelen ve ekran kartının işlerini yerine getiren bir ekran yongası vardır. Ekran yongası olan sistemlerde, "ekran hafızası", "sistem hafızası"ndan kullanılır. Yani eğer 512MB sistem hafızası var ise ve ekran yongası da 64MB kullanmak üzere ayarlandıysa, sisteme 512 - 64 = 448MB sistem hafıza kalır. Tabiki ekran kartına sahip sistemler eş değer ekran yongasına sahip sistemlerden daha yüksek başarıma sahiptirler. Çünkü bu durum sadece sistem hafızasının miktarının azalmasına değil, aynı zamanda ekran yongasının sistem hafızasını meşgul etmesiyle, ekran kartı olan sistemlerde mevcut olmayan, genel bir fazladan yüke yol açar.Ekran hafızası miktarı: Ne kadar çoksa o kadar iyidir. Ancak unutulmaması gereken nokta, daha yeni ve üstün başarıma sahip bir ekran kartı, daha eski fakat daha fazla hafızası olan bir ekran kartınından daha iyi toplam başarıma sahip olabilir.Bu noktadan sonrasında da olasılıkları belirleyip Internet'te, Google aracılığı ile, karşılaştırmalara göz atmak olacaktır. Genelde bu konuda üç marka yarışmaktadır, Intel, Ati ve Nvidia. Her modelin sayısız markası olduğu için, bire bir kaşılaştırmaları yapmak, bu en iyisidir demek mümkün değildir. Temelde her zamanki gibi yardımcı olacak nokta, sistemin kullanılış sebebidir. Eğer sistem ofis kullanımı, günlük masaüstü kullanımı için alınıyorsa, piyasadaki bütün ekran kartları/yongaları işinizi görecektir. Ancak arada sırada oyun da oynanacaksa yada başka grafik tabanlı işlemler yapılacaksa, o zaman araştırmanın derinleştirilmesi, ayrılan bütçe ile en iyi hangi kart alınır sorusunu cevaplamak için, özel karşılaştırılmaların araştırılması lazımdır.

Diğer parçalarRAM:
Sistem hafızası (RAM) her zaman için ne kadar fazla ise o kadar iyidir. Güncel bir bilgisayar edinirken en az 512MB olması uygun olacaktır.

Sabit Disk:
Tamamen ihtiyaca, planlanan kullanıma göre seçilmelidir. Güncel bilgisayarlarda 40GB'dan az olmamalıdır.CD-ROM, Combo, DVD±RW Sürücüler: Alt seviye fiyatlarda (kdv dahil 1000 dolar) bile yeni çıkan dizüstü sistemler DVD yazıcı (DVD yazıcılar CD de yazarlar) ile geliyorlar. "Combo" ismiyle gelen DVD okuyucu, CD yazıcılar bile eski kaldılar.

Etiketler: