14 Şubat 2008 Perşembe

2008 yılı Ekonomik Beklentileri

2007 yılı Dünya ekonomisinin en önemli gelişmesi Mortgage krizi olmuştur.Ev almak için kullanılan uzun vadeli kredilerin kısa vadede kredi geri dönüşlerinin düşmesi bir anda krizi tetikledi.Türkiye de daha çok yeni olan ABD ise çok büyük bir oranda kullanılan ve zaman zaman da amacı dışında özel tüketimlerin finansmanında da kullanılan Mortgage kredileri bankaların rekabetlerinden dolayı kredi geçmişleri çok iyi olmayan müşterilere de verildi.Kredilerin ödenememeye başlanması sonucunda bir zincir başladı ve bir çok borçlu evlerini satışa çıkardı. Fakat bir anda artan arz fazlası ev fiyatları daha da düştü ve kredilerin ödenmesi olasılığını daha da düşürdü. Kredilerin karşılığı olarak tahvillerinde sermaye piyasalarında satılmış olmasıda alacakların da bu tip tahvillere olan ilgisini azalttı.Son haftalarada açıklanan istihdam rakamları da ABD de 2008 yılında istihdamın ve ekonominin yavaşlayacağı yönünde, tabi lokomotifin yavaşlaması demek vagonlarında yavaşlaması demek bu noktada azalan taleple birlikte emtia ve enerji fiyatlarınında düşeceği beklenebilir. Tabii bu kontada Türkiye de ki ihracaat rakamlarının da düşeceğini söyleyebilir.Bu tahminler ışığında Türkiye nin 2008 yılını verimlilik anlamında çalışmalar yapılması en mantıklı olanı olacaktır. Dünya ekonomilerindeki verimlilik - özellikle ABD ekonomisi - Türkiye ekonomisine göre oldukça yüksek noktadadır.Verimlilik artışının mikro ekonomik anlamda kemikleşmiş enflasyonun da daha kolay aşağıya çekebileceğini söyleyebilir.2008, 2007 göre daha daralan bir ekonomide ve daha rekabetçi bir ortamda gerçekleşecektir.

Etiketler:

25 Ocak 2008 Cuma

Türkiye'de Bankacılık Tarihi

Türkiye'de Bankacılık

Ülkemizde bankacılığın gelişmesini beş döneme ayırabiliriz. Bu dönemler sadece incelemeyi kolaylaştırmak için seçilmiş değildir. Belki birbirinden düşünce ve metot bakımından da ayrı görülen değişme ve gelişme aşamalarıdır.

1) Birinci Dönem (1847 öncesi)
Bu dönem 1847’ye kadar olan zamanı kapsar. Türkiye’de banka adı altında ilk kuruluşlar bu tarihte çalışmaya başladılar. Daha önce para üzerine işlem yapanlar yalnız sarraflar ve bankerlerdi. Osmanlı İmparatorluğu’nda sarraflar ve bankerler para değiştirmek, para bozmak, ödünç para vermek, poliçe alım satımı yapmak gibi işlerle uğraşırlardı.
Sarraflık işlerini Museviler, Ermeniler ve Levantenler (Doğulular) yapıyordu. Bunlar aynı zamanda başkalarının paralarını işleten, zenginlerin ve devlet adamlarının para işlerini gören, gelirlerini tahsil eden, ödemelerini yapan ve gerektiğinde kendilerine borç para veren kişilerdi. 1842’de Anadolu ve Rumeli kumpanyaları adlarıyla sarraflardan oluşan iki heyet kuruldu ve imparatorluk gelirlerinin toplanarak Hazine’ye ve Hazine’ce havale olunan yerlere teslimi işi bu kurullara bırakıldı.
Sarraflar arasında önemli parasal işlere girişenler zamanla “banker” olarak anılmaya başladı. Bunlardan Galata’da oturup ödünç para verecek kadar güçlü olanlara “Galata bankerleri” deniyordu. Özet olarak bu birinci dönemde banka işlemlerine benzer işlemler tek tek sarraflar ya da bankerler tarafından yapılmaktaydı.

2) İkinci Dönem (1847-1875)
1840’ta çıkarılmaya başlayan kâğıt paranın değerinin düşmesi kambiyo fiyatlarında büyük değişmelere yol açıyordu. Buna bir çare olmak üzere 1845 yılında hükümetçe Galata bankerlerinden ileri gelenlerle iki yıllık bir sözleşme yapıldı. Bunlar da kambiyo rayiçlerini tutmak amacıyla ve hükümetin izniyle İstanbul Bankası (Banque de Constantinople) adıyla bir banka kurdular.
İstanbul Bankası’nın işleri bir süre düzenli yürüdü. Fakat 1848 Fransız Devrimi ve onun doğurduğu mali sıkıntılar hükümetin yardımına rağmen giderilemedi. Gerek bu bankanın, gerekse sarrafların para spekülasyonuna engel olunamadı. İstanbul Bankası’nın kapanmasından sonra sterlin kambiyo kuru 110 kuruştan 150 kuruşa yükseldi. Kambiyo kurunun bir mali kuruluş tarafından tutulmasındaki yararı gören hükümet yeni bir banka kurmayı düşündü, ama araya Kırım Savaşı’nın girmesiyle buna imkân bulunamadı. Kırım Savaşı’ndan sonra para ve maliye işleri bir kat daha bozulduğundan, kuvvetli bir bankaya olan ihtiyaç arttı ve bu ihtiyacı karşılamak üzere İngiliz teklifi kabul edildi.
Böylece 1856’da merkezi Londra’da olmak üzere Bank-ı Osmanî (Ottoman Bank) kuruldu. Bu bankanın iş merkezi İstanbul’da olacak ve Mısır hariç Türkiye’nin her tarafında şubeler açacaktı. Sermayesi 2 milyon sterline çıkarılacaktı. Mevduat ve iskonto gibi ticari işlemleri yapacaktı.
Bank-ı Osmanî’nin özel bir banka olarak kurulmasından imtiyazlı veya özel izinli bir bankaya dönüşmesine kadar geçen yedi yıl içinde başka bazı bankalar da kuruldu. Bunlar özellikle para ve kambiyo spekülasyonlarından yararlanmak ve sürekli borç alan Osmanlı hükümetine yüksek faizlerle para bulmak amacına yönelikti.
Union Financiére ile Türkiye Bankası, Şirket-i Umumiyei Osmaniye (Société Générale de L’empire Ottoman) Şirket-i Maliye-i Osmaniye (The Ottoman Financial Associatino), İtibar-i Umumi Osmani Bankası (Crédit Général Ottoman) söz konusu bankaların başlıcalarıydı. Bu arada 1863’te unvanı Bank-ı Osmanî fiahane’ye (Banque İmpériale Ottomane) çevrilen Osmanlı Bankası’na 1875 yılına kadar banknot çıkarmak imtiyazı verildi.
Bu dönemde yukarıda sayılan mali kuruluşlar dışında birçok ufak tefek banka kuruldu. Fakat bu kuruluşlar da diğerleri gibi umdukları gelişmeyi sağlayamadı ve çeşitli bunalımların etkisiyle kapandı.
Burada iki gerçek vardır: Birincisi, büyük kârlar sağlama ümidiyle başı dönen sermayedarların (para babalarının) Osmanlı Devleti’ni sürekli borç para almaya teşvik etmesi ve bazı hallerde adeta zorla banka kurdurulmasıydı. İkinci gerçek de, devletin eline geçirdiği büyük sermaye kitlesini verimli alanlarda kullanmak yerine israf etmesiydi. İşte bu nedenledir ki bu büyük spekülasyon dönemi hem devletin, hem de ona para satmakla geçinen bir çok kuruluşların ödemelerini kesmesiyle son buldu.
Aynı dönemde ilk milli tasarruf kuruluşu olarak bugüne kadar faaliyetini başarıyla sürdüren “Emniyet Sandığı” kuruldu. Esas fonksiyonu, mevduat kabul etmek ve taşınır kıymetlerin rehni ve taşınmaz malların ipoteği karşılığında para vermek olan bu kuruluş 1868’de Mithat Paşa’nın yardımıyla kuruldu. Ziraat Bankası’da temeli yine Mithat Paşa tarafından 1863’te atıldı, ama esas faaliyeti 1875’ten sonraki üçüncü dönemde başladı.

3) Üçüncü Dönem (1875-1908)
1875’te ödemelerin durdurulmasından 1882’de Düyunu Umumiye İdaresi’nin kurulmasına kadar geçen süre içinde mali durum pek istikrarlı seyretmedi. Bu idarenin kurulmasından ve belirli devlet gelirlerinin borçlara ayrılmasından sonra Avrupa para babaları arasında yeniden Türkiye işlerine karşı ilgi uyandı. Birtakım yabancı bankalar Osmanlı İmparatorluğu’nda şubeler açmaya başladı. Yabancı ve yerli sermaye ile yeni bankalar da kuruldu.
Ziraat Bankası’nın faaliyete geçişi de aynı döneme rastlar. (1888) 1875’ten sonra çalışmaya başlayan yabancı bankalardan Fransız sermayeli Crédit Lyonnais, Alman-Filistin Bankası (Deutsche-Palastina Bank) (1899), British Oriental Bank (1900), İngiliz Anglo-Palastine Company (1902), Yunan Atina Bankası (1904), Şark Bankası ülkemizin çeşitli yerlerinde şubeler açtılar.
Yine bu dönem içinde Avusturya’daki Viener Bankverein 1905’te İstanbul’da, Alman Deutsche Orientbank 1906’da İstanbul, Edirne, Bursa, Adana gibi önemli kentlerde şubeler açarken, İtalyan Societe Commerciale d’Ôriente (Şart Ticaret Şirketi) 1907’de İstanbul’da faaliyete geçti.
Bu yabancı bankaların açılmasının biri ticari, diğeri siyasi olmak üzere iki amacı vardı: Düyun-u Umumiye İdaresi’nin kurulması ve Osmanlı İmparatorluğu’nun gelirlerinden önemli bir kısmını doğrudan idare etmesi, ülkemizle ilişkisi olan her yabancı devleti bu fırsatlardan zamanında yararlanma ve ayrıca Türkiye’nin ekonomik gelişmesinde belli oranlarda rakiplerden önce davranma ve piyasayı elde tutma çabasına yöneltti. Aynı amaçla birkaç yerli banka da kuruldu. Bunların en önemlisi Ziraat Bankası, Midilli Bankası ve Selânik Bankası’ydı.
Önce Niş vilayetinde Mithat Paşa tarafından kurulan ve sonradan yurdun çeşitli yerlerinde açılan Menafi Sandıkları 1888’de bir araya getirilerek, merkezi İstanbul’da olmak üzere Ziraat Bankası’na dönüştürüldü. Haziran 1888’de kurulan Selanik Bankası ile Şubat 1891’de kurulan Midilli Bankası birer anonim şirket olarak her çeşit banka muamelesi yapmak, sınai ve ticari teşebbüslere girişmek amacını güdüyordu.
Görülüyor ki, Ziraat Bankası bir tarafa bırakılırsa, bu dönemde yerli olarak ülke yasalarına göre kurulan bankalarda yabancı sermaye hâkimdi. Bu nedenle 18751908 yılları arasında yerli banka olarak ancak Ziraat Bankası’ndan söz edilebilir. Ziraat Bankası da o tarihlerde diğer yabancı bankalar gibi bir mali kuruluş olmaktan çok uzaktı. Özellikle zirai kredilerle meşgul oluyordu.

4) Dördüncü Dönem (1908-1923)
Meşrutiyet’in getirdiği yeni akımlardan biri de Türklerin ekonomik ve mali girişimlere başlamasıydı. Bu akı m özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında kuvvetlendi. Bu dönemde yabancı sermaye ile kurulan bankalar şunlardı:
1909’da bir Osmanlı anonim şirketi olarak kurulan; Türkiye Milli Bankası, Türkiye’de ticari ve sınai girişimlerde bulunmak, taahhüt işlerine girişmek, her çeşit banka işlemleri yapmak ve devletin, belediyelerin borç almalarına katılmak ve taşınır kıymetler ihracına aracı olmak amacını güdüyordu. Fakat pek gelişemedi ve tasfiyeye uğradı. 1910’da yabancı ve yerli sermayenin ortaklaşa kurduğu Türkiye Ticaret ve Sanayi Bankası fazla bir iş göremedi ve 1914’te kapandı.
1911’de İstanbul Bankası, 1912’de Konya İktisadi Milli Bankası, 1913’te Adapazarı İslam Ticaret Bankası (Adapazarı Türk Ticaret Bankası, 1937’den sonra Türk Ticaret Bankası) kuruldu. 1913’te Karaman Milli Bankası, 1914’te Milli Aydın Bankası, 1916’da Akşehir Bankası milli bankalar arasına katıldı.
1917’de kurulan İtibari Milli Bankası’na (Crédit National Ottoman) birtakım imtiyazlar tanındı. Buna göre bankanın kendi işlerine ait malları vergiden, hükümet daireleriyle olan muhaberatı posta pulundan, ilk kuruluş için ithal edeceği mallar gümrük resminden muaf olacak, posta ve telgrafları ücretsiz kabul edilecekti. Bankanın hisseleri nama yazılıydı ve Türk vatandaşlarına ayrılmıştı.
Banka her türlü banka işlemleriyle, sınai ve ticari teşebbüslerle iştigal edebilecekti. Ergani Bakır Madenleri imtiyazı ve bu madenleri denize bağlayacak demiryolunun imtiyazını alan banka, ilk iki yıl içinde giriştiği işlerde başarı gösterdi. Savaşın sonuna doğru bazı spekülasyon işlemleri sonucunda önemli zararlara uğradı ysa da, 1918-1922 döneminde bu zararlarının önemli bir kısmını gidermeyi ve yeni devreye güçlü bir mali kuruluş olarak girmeyi başardı. 1927’de Türkiye İş Bankası ile birleşti ve böylece adı ve tüzel kişiliği ortadan kalktı.
İtibari Milli Bankası’nın kuruluşundan sonra da Cumhuriyet’in ilanına kadar milli bankacılık hareketi sürdü ve 1917’de İstanbul’da İktisadi Milli Bankası, yine 1917’de Manisa’da Manisa Bağcılar Bankası ve Konya’da Konya Ahali Bankası, 1918’de İstanbul’da Ticaret ve İtibari Umumi Bankası, Eskişehir’de Çiftçiler Bankası, 1919’da Adapazarı’nda Adapazarı Emniyet Bankası, 1920’de Konya’da Konya Türk Ticaret Bankası, 1922’de Bor’da Bor Zürra ve Tüccar Bankası kuruldu. Ülkemizdeki bankacılığın 1908-1923 yılları arasındaki gelişmesinde şu hususları özetleyebiliriz:

• Mevcut yabancı bankalar yanında milli sermaye ile küçüklü büyüklü bankalar da kuruldu ve milli bankacılığın ilerlemesi için devletin ilgisine ve desteğine gerek olduğu anlaşıldı.
• Milli banka olarak kurulan İtibari Milli Bankası’yla Türkler banka idaresine alışmaya başladı. Yeni yetişen bankacılar Cumhuriyet dönemindeki gelişmede büyük hizmetleri dokunan elemanlar olarak önemli bir rol oynadı.

5) Beşinci Dönem (1923 sonrası)
Cumhuriyet’in ilanından bugüne kadar gerek devlet, gerekse özel teşebbüs tarafından kurulan bankalar çoğaldı ve milli bankacılık hem işlem, hem de teknik bakımından çok hızlı gelişmeler gösterdi. Bu dönemde kurulan bankaların sermaye bakımından önemlileri devlet sermayesiyle veya teşebbüsüyle kurulanlardı. Cumhuriyet Merkez Bankası, Sümerbank, Etibank, İller Bankası, Emlâk ve Kredi Bankası, Halk Bankası bunlar arasındaydı. Bir özel teşebbüs olarak kurulan Türkiye İş Bankası, devlet bankalarından sonra en büyük sermayeli ve en güçlü milli banka haline geldi.
Çeşitli şehirlerde küçük sermayelerle kurulan mahalli bankalardan bazıları sonradan güçlendi ve faaliyetine devam etti, bazıları da genel ekonomik bunalımın etkisiyle ya da bünyesindeki zayıflık nedeniyle ya kapandı veya daha büyükleriyle birleşti.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra da büyük kısmı özel teşebbüse dayanan birçok banka kuruldu. Bunlar arasında Yapı ve Kredi Bankası, Türkiye Garanti Bankası, Akbank, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, Denizcilik Bankası, İstanbul Bankası, fiekerbank, Pamukbank, Demirbank ve Vakıflar Bankası yer almaktaydı.
1958’de uygulamaya konan istikrar politikasının yol açtığı tasfiyelerin de etkisiyle, 1960-1980 arasında pek az yeni özel banka açıldı. Buna karşılık kalkınma planları doğrultusunda kamu ve yatırım bankalarına öncelik verildi. 1980’den sonra 24 Ocak ekonomik istikrar önlemlerine paralel olarak bankacılıkta önemli yapısal değişiklikler yaşandı. İhracata dayalı sanayileşme stratejisi ve dış borçlanma, bankaların mali sistem içindeki önemini artırdı.

6) Altıncı Dönem (2003 ve sonrası)
Bankacılık kanununun sonunda olması gerektiği noktaya ulastığı dönemdir. Daha önceleri bazı naylon belgelerle bir amelenin bile banka açıp işletebildiği dönem sona ermiştir. Ciddi sayılabilecek kriterler ve işletme esnasında denetleme önlemleri alınmıştır. Merkez Bankası'nın tarihi müdehalesi ile faizler, olması gerektiği normlara düşürülmüş ve "Reel Bankacılık"a geçilmiştir. Banka yönetimi eskiye oranla daha saydam hale getirilmiştir. Devlet bankaları ile özel bankalar arasındaki uçurum büyük ölçüde giderilmiştir. Devlet kontrollü kredi paketleri hazırlanmış, yürürlüğe sokulmuş ve olumlu sonuçlar alınmıştır.
Bir sonraki adım, İsveç'teki banka kanunu alıp, okuyup, değerlendirip, Türkiye ortamında uygulamanın yollarını aramaktır.

Etiketler:

Banka Nedir?

Para ve para yerine geçen öteki menkul değerlerle iş yapan ve finans hizmetleri sunan bir kurumdur. Mevduat alan ve borç veren bankalar karlarını yatırılan ve kredi olarak verilen paralara uygulanan faizler arasındaki farktan sağlarlar.
Bankalar temelde, ticari bankalar ve merkez bankaları olarak ikiye ayrılırlar.
Tasarruf toplayan ve cari hesapları tutan ticari bankalar: borç verme, yatırım yapma, kişiler ve kurumlar arasında mali işlemleri kolaylaştıracak hizmetler sunma gibi işlevleri yerine getirir. Verdikleri borç ve krediler için belli bir faiz alan bankalar, diğer hizmetleri için de harç alırlar.
Devletler arasındaki mali işlemleri yürüten merkez bankaları içerde para ve kredi politikalarının düzenlenmesine ve uygulanmasına aracılık eder. Ayrıca bir mali bunalım sırasında ticari bankaların borç almak için en son başvurabilecekleri merci görevini görürler. Merkez bankaları, bu temel etkinliklerinin yanı sıra, resmi banka sigortası aracılığıyla mali sistemin güvencesi olarak önemli bir psikolojik rol oynarlar. İşlevlerini ticari bankaların yüksek riskli borçlar vermelerini engelleyerek, bu bankaların yönetim ve hesaplarını denetleyerek ve nakit sıkıntısı çeken ticari bankalara borç vererek, yerine getirirler. Son yıllarda tüm dünyada merkez bankalarının ekonomik politikayı biçimlendiren, dövüz kurlarını düzenleyen, para ve kredi arzını denetleyen kuruluşlar olarak önemleri artmıştır.

Etiketler:

23 Ocak 2008 Çarşamba

Merkez Bankası 2008 Yılı Para Politası

MB Başkanı Durmuş Yılmaz 2008 yılı para politikasını açıklamak üzere bir basın toplantısı düzenledi.
''Dövizde bu yıl da aşırı bir oynama olursa Merkez Bankası'nın müdahale edeceğini söyleyen Yılmaz şöyle konuştu: "2007 Eylül'den itibaren ölçülü faiz indirimi yapılıyor. Enflasyon hedefleri hala beklentilerin üzerinde. 2008 yılında belirsizlik aralığı iki puan olacak. Bu çerçevede para politikası incelenirken kamu kesimi harcamaları dikkatle izlenmektedir. Gelirler ve maliye politikası uygulamaları yakından takip edilmektedir... 2006 yılının ortalarından itibaren gerçekleştirilen parasal sıkıştırmalar önemli çıkarımlar yaptırmıştır. Son 1.5 yıldır uygulanan para politikasının enflasyon üzerindeki etkileri açıkça görülmüştür. Geçtiğimiz 2 yıldaki enflasyon hedefleri sadece para politikası hedeflerinin dışında olup, orta vadeli hedeflerin anlamsız kalması ile değiştirilecektir. Şeffaflık ve öngörülebilirliğin artırılması yönünde para politikası önemlidir. Bugünkü ilkelerle oluşturulmuş para politikasını bir taahhüt olarak algılamamak gerekmektedir. Merkez Bankası'nın temel politikası kısa vadeli faizlerdir. Kısa vadeli faizler uygulanmaya devam edecektir. 2008 yılının enflasyon patikası ise Mart ayında % 7.1, Haziran ayında % 6,5, Eylül ayında %6.3 ve Aralık ayında % 4'tür. Enflasyon raporu yılda dört kez yayınlanacaktır. 2008 yılı para politikası enflasyon aralığı ise Aralık'ta % 4, üst aralık % 6, alt aralık % 3 olarak belirlenmiştir...
DÖVİZDEKİ AŞIRI OYNAMAYA MÜDAHELE EDİLECEK

TL SONBAHAR'DA
Merkez Bankası olarak iki yıldır belirlenen enflasyon hedefini tutturamadık. Kısa vadeli faiz alanının etkilediği arz yönlü şoklar nedeniyle hedefler tutmadı. Tedbirlerimiz var. Enflasyon hedefini değiştirmeyi düşünüyoruz. Değiştirsek de değiştirmesek de risk var. Riskler yüzünden değiştirmiyoruz. Hedefi tutturmak için kısa vadeli faizleri kullanacağız. Enflasyon hedefini değiştirmek kredibilite sorunu yaratır.

TL konusunda çalışmalarımız hızla devam ediyor. Tasarımlar yapıldıktan sonra basıma geçilecek. Basım yapıldıktan sonra kamuoyu ile paylaşmamız gerekiyor. Sonbaharın başlarında bunları sizlerle paylaşacağız.''

Etiketler:

3 Ocak 2008 Perşembe

Mortgage Ne Kazandırır

Mortgage'ın yararları
* Konut edinimi kolaylaşacak
* İnşaat sektörü canlanacak
* Kayıtdışılık ortadan kalkacak
* Ruhsatlı konut üretimi artacak
* Finans sektörü sağlıklı bir derinlik kazanacak
* Konut yapımında planlamanın önemi artacak
* Sistem ekonomiye canlılık ve refah artışı sağlayacak.

Mortgage'ın genel kuralları
* Vade ve faizler piyasada belirlenecek.
* Sabit faiz ve değişken faizli kredi imkânları sunulacak.
* Sistemden imarlı binalar yararlanacak.
* Proje ve inşaat safhasındaki konutlar da mortgage'a dahil olacak.
* Sistemde, gayrimenkulle ilgili yaş, semt, kredi vadesi gibi sınırlamalar olmayacak.
* Sisteme belli bir peşin para ile girilebilecek.
* Banka üç ay kredi taksitini ödeyemeyenin evini satma hakkına sahip olacak.
* Bankalar sözleşme yapmadan önce müşteriye bilgi formu verecek.
* Borcunun kalanını kapatmak isteyenler anapara artı yüzde 2 faiz ödeyecek.Mortgage'ın püf noktaları
* Sözleşme Öncesi Bilgi Formu'nun tüketiciye verilmesini takip eden bir işgünü geçmeden imzalanan sözleşme geçersiz olacak...* Konut finansmanı sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunlu. Sözleşmede öngörülen şartlar, sözleşme süresi içinde tüketici aleyhine değiştirilemeyecek.* Borçlunun temerrüde (Borcunu ödeyememe) düşmesi halinde banka borçluya temerrüt tarihinden itibaren beş işgünü içerisinde iadeli taahhütlü posta yoluyla bildirimde bulunmakla yükümlü.* Konut satışa çıkarıldığında banka kıymet takdiri yaptıracak. Kıymet, satıştan en az 10 iş günü önce size bildirilecek. Banka takdir edilen kıymeti dikkate alarak basiretli bir tacir gibi konutun satışını yapmak zorunda.

Etiketler:

Türkçesi TUTSAT. Mortgage de Ne Ola?

MORTGAGE
Mortgage, bir taşınmazın, bu taşınmazı elinde bulunduran bir kişiden ya da kurumdan belirli koşullarda başka bir kişi ya da kurum eline geçmesi işidir. Halk arasında kira öder gibi uzun vadeli ev satın alma sistemi olarak bilinen ipotekli konut finans sistemi Mortgage kısacası rehinli satış demektir. Mortgage sistemi kira öder gibi, aylık bütçenizi sarsmayacak ödemeler ile ev sahibi olmanın yollarını açan sistemdir. Mortage sisteminde satın alınmak istenilen mülkün bedeli ekspertiz raporları ile değerlendirilir. Sistemde kredilendirilen miktar, eksperin belirlediği rayic fiyat üzerinden % 75'tir. Usulüne uygun bir mortgage kullanımında , satınalacağınız emlak için ekspertiz raporundaki değerin % 25'i kadar miktarı peşin ödemeniz ve kalan bölümün lender olarak tabir edilen mortgage sağlayıcısı tarafından karşılanması gerekir.Mortgage sistemi kira öder gibi, aylık bütçenizi sarsmayacak ödemeler ile ev sahibi olmanın yollarını açan sistemdir.

Mortage sisteminde satın alınmak istenilen mülkün bedeli ekspertiz raporları ile değerlendirilir. Sistemde kredilendirilen miktar, eksperin belirlediği rayic fiyat üzerinden % 75'tir. Kelime karşılığı "ipotek" olan mortgage için bir kaç karşılık teklif edilmiştir.Banka ve ya finansörler, müşteri adına müşterinin talep ettiği bir konutu peşin olarak satın alarak mülkiyeti müşteriye devrediyor. Ancak müşterinin bankaya borcunun karşılığı olarak mülk ipotek ediliyor. Müşteri bankaya borcunu belli bir ödeme planına göre, önceden belirlenmiş bir vade sonuna dek aylık ödemelerle kapatıyor.Mortgage de ev sahibi olmak isteyenler çok daha uzun vadede ve çok daha düşük faizle konut edinebileceklerinin yanı sıra, konut alanlara projeli, ruhsatlı ve kaliteli konut sahibi olmalarını da sağlamaktadır. Projesi olmayan konutlara kredi verilmez. Mortgage de bankalar ve ya finansörler, genelde aldığınız konutun, ekspertiz değerinin % 75 ‘i oranında kredi verirler. Konut ekspertiz değeri, Gayrimenkul değerleme uzmanı tarafından belirlenir. Mortgage ile aldığınız eve hemen yerleşebilirsiniz ve kira ödemekten kurtulursunuz. Ama yükümlülüklerinizi tamamlayıncaya kadar o ev sizin değildir. Ne zaman ki tüm kredi borcunuzu kapatırsınız o ev artık sizin olur.Ayrıca, ''Konut Finansman Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Taslağı''na göre, Türkiye'de vatandaşın daha uzun vadeyle ve daha iyi şartlarda konut alabilmesi için, ''İpotek Finansmanı Kuruluşları'' oluşturulacak. Sermaye Piyasası Kurulu'nun hazırladığı ve 31 maddeden oluşan taslak uyarınca, konut finansman sistemiyle, öncelikle gayrimenkul sektörü kayıt altına alınmış olacak

Etiketler:

Paranızı -tabi varsa- Emlağa Yatırmak İster misiniz?

İşte öneriler

Fiyatı yükselecek beklentisiyle mi yoksa kira geliri iyi diye mi alacağınıza karar verin. En iyisi hem prim potansiyeli taşıyan hem de iyi geliri olan gayrimenkullerdir. . Gelişecek bölgelerde imarlı arsalar büyük prim potansiyeli taşır. İstanbul'da Riva, Zekeriyaköy, Silivri ve Pendik ile Tuzla gelecekte çok kazandıracak bölgeler. . Alışveriş merkezleri, etrafına çok kazandırır. Uzun vadede etrafındaki dükkan ve bürolar ile konutların değerini katlar. Satılabilirliğini kolaylaştırır. . Ulaşım ve yol yatırımlarını iyi takip edin. Yeni yollar ve yol genişletme çalışmaları her zaman için bölgedeki emlak fiyatlarında yükseliş sağlar. . Hem büyük şehirlerde hem de küçük kentlerde kampüslerin çevresinde genelde kentin elit kesimi oturur. Ayrıca kampüslerin çevresi kısa sürede gelişir. Yani getirisi yüksek olur. . Satın aldığınız yer 5 yıl ve altında bir sürede kira geliriyle kendi parasını ödeyebilecekse "hayatınızın fırsatı karşınızda" demektir. Kaçırmayın. 5-10 yıl arasında ise fiyat ucuzdur. 10 ile 15 yıl arası ise normaldir. 15 yılı geçmişse pahalıdır. 20 yılı geçmişse yanaşmayın. . Yatırım amaçlı bina yapılabilir arsa arıyorsanız, olabildiğinde büyük alın. İnşaat yaptıracak paranız olmasa bile bu tür arsaları, kat karşılığı müteahhite daha kolay verirsiniz. Çoğu zaman müteahhitler sizin kapınızı çalar. Çünkü müteahhitler birden fazla arsa sahibiyle uğraşmak yerine bir arsa sahibi ile uğraşmayı tercih eder. . Yakında paraya ihtiyacınız olacağı için bir gayrimenkul satmaya niyetliyseniz, en az üç ay kadar önce satışa çıkarın. Çünkü ne zaman paraya sıkışıp da gayrimenkul satacak olsanız, piyasadan size gelen fiyat teklifleri çok düşük olur.

Etiketler:

Yatırımlarımı Nasıl Yapmalıyım?

Birikiminiz var ve yatırım yapmak istiyorsunuz. Çeşitli yatırım alanlarından birini seçmekte zorlanıyorsunuz veya birini seçtiniz ama daha iyi bir seçenek var mı diye araştırma yapıyorsunuz.Yatırım kararı vermek için önce beklentilerinizi ve risk algılamanızı tespit etmeniz gerekir.
Özetle yatırım yapabileceğiniz 3 ana grup var:
1- Kendinize ait işyeri açmak
2- Para piyasaları
3- Sermaye piyasaları
Bu 3 grubu ulusal ve uluslarası olarak 2 ayrı başlıkta toplamanız da mümkün.

KENDİNİZE AİT İŞYERİ AÇMAK
İşyeri açma yatırımı yapmadan önce fizibilite çalışması yapmanız gerekir. Bu çalışma sonunda açacağınız işyerinin açmaya değip değmeyeceğini, açmak için yeterli olup olmadığınızı anlayacaksınız.Fizibilite çalışmasına açacağınız işyerinin nerde olacağına karar vererek başlarsınız. Çeşitli yer seçeneklerini kaynaklara (hammadde, işgücü, enerji, vs.) ve pazara yakınlığına göre değerlendirerek en uygununu seçersiniz. Seçtiğiniz işyeri konumunun işe başlayabilmek için ne kadar yatırım yapmanız gerektirdiğini hesaplarsınız. Bunun için bina ve arazi bedelleri, kira bedelleri, makine ve teçhizat bedelleri gibi masraf kalemlerini toplarsınız. İşe başlama yatırımının genellikle en büyük kısmı işyerinin bina, makine gibi yatırımlarından oluşur. Eğer birikiminiz sınırlı ise kiralama yoluyla bina ve makine kiralayabilir özellikle yüksek fiyatlı makineler için finansal kiralama seçeneğini değerlendirebilirsiniz.Sonraki aşama nakit akışınızı hesaplamak olacaktır. İşyerinizi açtıktan sonra tahmin edebileceğiniz en uzun tarihe kadar ne kadar satış yapabileceğinizi tahmin etmeniz gerekir. Satışlarınız vadeli olacaksa bunların kasanıza veya bankanıza nakit olarak hangi tarihlerde geleceğini, alacaklarınızın tahminizden daha geç ödenmesi veya hiç ödenmemesi ihtimalini de düşünerek ay bazında nakit kaç para elinize geçeceğini tahmin etmelisiniz.Daha sonra yine ay bazında nakit ne kadar masraf yapacağınızı hesaplarsınız. Hammadde, personel giderleri, kiralar, vergiler gibi çeşitli ödeme kalemlerini ödeme tarihlerine göre ay bazında tahmin edin.Aylık tahmini nakit girişiniz ve çıkınızı tablo halinde listeleyip hangi aylarda açık vereceğinizi hangi aylarda nakit fazlası vereceğinizi görebilirsiniz. Yeni kurulan işletmeler genellikle ilk yıl nakit açığı verir. Zaten bu açık sizin yapmanız gereken yatırım tutarınız veya ihtiyacınız olan sermaye tutarı anlamına gelecektir. Sonraki yıllar veya aylarda tahminen oluşturduğunuz bütçeniz ne kadar fazla veriyorsa ve yatırım tarihinden ne kadar zaman sonra bu fazlaya yani kara ulaşıyorsanız bu da sizin tahmini kar oranınız olacaktır. Tahmini kar oranınız, yatırımın geri dönüşüm vadesi, yatırım için gerekli sermaye tutarı gibi bilgilere sahipseniz yatırım kararınızı daha kolay verebilirsiniz.

PARA PİYASALARI
Belirli bir zaman dilimi için paranızın önceden belli bir oran veya tutarda para kazanmasına imkan veren piyasalardır. Kısaca faiz geliri kazanabileceğiniz piyasalardır. Mevduat, hazine bonosu, tahvil, bono, repo gibi araçları vardır.Kaybetme riskinizin en düşük olduğu yatırım araçlarıdır bunlar. Dolayısıyla da kazanç oranlarınız da düşüktür. Para piyasalarından ciddi bir kazanç sağlayabilmek için ciddi bir yatırım yapmanız gerekir. Vaadedilen faiz veya getiri oranından, ödeyeceğiniz vergi oranını ve vade başı ile sonu arası için tahmin ettiğiniz enflasyon oranını çıkararak net faiz oranını hesaplayın. Bulacağınız bu yeni oran ile yatıracağınız tutarı çarparak gelecekteki net faiz gelirinizi hesaplayabilirsiniz. Eğer döviz tevdiat hesabı açmak istiyorsanız ilave olarak seçtiğiniz dövizi ulusal para birimi olarak kullanan ülkedeki enflasyon oranının mevduatınızın vade aralığında ne olacağını ve vade sonundaki kuru tahmin etmeniz gerekir.Bu yatırım türünün her ne kadar riski çok az da olsa, vade sonunda enflasyon, vergi ve kur tahminlerinizin üstünde çıkarsa zarar etme ihtimaliniz olabilir.

SERMAYE PİYASALARI
Mevcut bir işletmenin hisselerini satın alarak ortak olmanızı sağlayan menkul değerler borsaları bu piyasaların en önemli yatırım aracıdır. Hisse senedi satın almak için hangi şirketin hisselerini satın alacağınızı, ne zaman alacağınızı, ne zaman satacağınızı, ne kadar alacağınızı, hangi fiyattan alıp hangi fiyata satacağınızı bilmeniz gerekir. Bütün bunları bilmek imkansızdır ancak tahmin edebilirsiniz. Ancak üstteki yatırım araçları için de çeşitli tahminler yapmanız gerektiğini hatırlayın.Hisselerini alacağınız şirketi belirlemek için, şirketin mali bilgilerini, şirketin pazar ve rekabet gücü bilgilerini, mevsim değişiklikleri ve satışları arasındaki ilişkiyi, ulusal ve uluslarası ekonomik gelişmelere karşı hassiyetini, bu hassiyetin hangi gelişmelerde hisselerine nasıl etki yapabileceği gibi pek çok bilgiye ve tahmine ve bunların analiz sonuçlarına ihtiyacınız olacaktır.Küçük yatırımcıların bu bilgileri zamanına edinme, tahminleme, analiz etme gücü büyük yatırımcılara göre daha zayıf olduğu bilindiği için çeşitli ülkelerde küçük hisse senedi yatırımcılarını korumak için çeşitli yasalar ve denetleme sistemleri geliştirilmiştir. Yine aynı amaçla veya bu ihtiyacın bir sonucu olarak konu hakkında uzman olmadığı halde hisse senedi satın almak isteyenler için uzmanlar tarafından yönetilen yatırım fonları geliştirilmiştir. A ve B tipi yatırım fonlarından A tipi para piyasaları ağırlıklı, B tipi hisse senedi ağırlıklı olarak, uzmanlar tarafından para ve sermaye piyasalarına yatırım için yönetilir.

Etiketler:

Paradan Para Kazanmak

Yatırım Nedir?

Tasarruf
Gelirinizin tamamını harcamıyorsanız tasarruf ediyorsunuz demektir. Tasarruflarınızı genellikle güvenli yerlere
koymak ve paranıza istediğiniz an ulaşmak istersiniz. Bunun için paranızı evde veya kasada tutabilirsiniz. Ama
her tasarruf edilen para yatırım yapılan para demek değildir. Evde tuttuğunuz paranız için gelir elde etmez, hatta
enflasyon karşısında zarara uğrayabilirsiniz.

Yatırım
Paranızı gelir getiren bir araca koyduğunuzda yatırım yapılmış demektir. Örneğin paranızı vadeli mevduat
hesabına yatırabilir ve faiz geliri elde edebilirsiniz. Paranızı bankaya yatırmaktan başka çok çeşitli yatırım araçları
da mevcuttur. Arsa, ev gibi gayrımenkul, veya döviz de birer yatırım aracıdır.
Sermaye piyasalarında yatırım yapmak ise hisse senedi, tahvil, devlet tahvili, yatırım fonu katılma belgesi, v.b.
sermaye piyasası yatırım araçları ile olur.
Yatırım yapılırken eldeki paranın ne kadar süre ile o yatırımda tutulabileceği de önemlidir. Bazı yatırımlar uzun
vadede iyi getiri sağlar, kısa vadede paraya çevrilirse karlı olmaz. Ayrıca parayı yatırırken, alınacak riskin de her
yatırımcı tarafından iyice düşünülmesi ve ondan sonra karar verilmesi gerekir.
Yatırım için önemli olan başlamaktır. Küçük miktarda ve sizin için hayati önemi olmayan bir parayla değişik yatırım
araçlarını denemeye başlayabilirsiniz. Zaman içinde daha çok şey öğrenirsiniz.

Yatırım Araçları Nelerdir?

Hisse Senetleri
Hisse senetleri, sahibine ortaklık hakkı sağlayan bir menkul değer türüdür. Hisse senedi sahibi söz konusu
şirketin ortağıdır. Dolayısıyla şirketin faaliyet karı ve varlıkları üzerinde sermayesi oranında hak sahibidir. Fakat
ortakların bu hakkı, öncelik bakımından alacaklıların (şirkete borç verenler) hakkından sonra gelmektedir.
Yatırım Araçları / Hisse Senedi / Hisse Senedi Türleri
Adi/İmtiyazlı Hisse Senetleri: Hisse senetleri, şirketin ana sözleşmesinde aksine bir hüküm yoksa sahiplerine
eşit haklar sağlar. Bu tip hisse senetlerine adi hisse senedi denir. İmtiyazlı hisse senetleri ise sahiplerine kara
iştirak ve genel kurulda oy kullanma gibi bazı imtiyazlar sağlayan hisse senetleridir. Esas sözleşme ile imtiyazlı
hisselere belli oranda özel temettü dağıtımı öngörülebilir, rüçhan hakkı kullanımında, oy hakkında, tasfiye
sonucuna katılmada bazı ayrıcalıklar tanınabilir.
Hamiline/Nama Yazılı Hisse Senetleri: Bu ayrımın önemi hisse senetlerinin devir işlemlerinde ortaya
çıkmaktadır. Hamiline yazılı hisselerde devir işlemi teslimle tamamlanır. Nama yazılı hisse senetleri ise esas
sözleşmede aksine bir hüküm olmadıkça devrolunabilir.
Yatırım Araçları / Hisse Senedi / Hisse Senedi Değer Tanımları
Nominal Değer: Hisse senetlerinin üzerinde yazılı olan fiyattır. Toplam sermayenin miktar ını belirleyebilmek ve
bununla ilgili muhasebe kayıtlarını yapabilmek için hisse senedinin ilk ç ıkarılışı sırasında ortaklık yönetimi
tarafından verilen değerdir. Uygulamada en sık görülen hisse senedi nominal fiyatı 1000 TL’dir.
Piyasa Değeri: Bir hisse senedinin sermaye piyasasında alınıp satıldığı fiyattır. Arz ve talep yoluyla belirlenir ve
piyasa koşullarına göre gerçek değerinin altında veya üstünde olabilir.
Gerçek Değer: Şirketin kazanç gücü, büyüme potansiyeli gibi faktörlerle belirlenen hisse senedi de ğeridir. Bu
değer bir anlamda yatırımcının, şirketin gelecekte gelir yaratma potansiyelini ve kendilerinin bu hisse senedinden
bekledikleri kazanç oranını göz önüne alarak, hisse senedine biçtikleri, mevcut koşullar altında sözkonusu hisse
senedi için normal buldukları değerdir.
Defter Değeri: Hisse senedi ihraç etmiş bir şirketin öz varlığından varsa birikmiş zararlar düşüldükten sonra
kalan miktarın hisse adedine bölünmesi ile bulunan değerdir.
Tasfiye Değeri: Şirket tasfiyeye gittiği takdirde, elde edilecek tasfiye gelirinden borçlar kar şılandıktan sonra
kalan miktarın, hisse senedi sayısına bölünmesi ile bulunacak değerdir. Tasfiye değeri piyasa değerinin
araştırılmasında önemlidir. Çünkü şirketin piyasa değeri için tasfiye değeri alt sınırı oluşturacaktır.

Tahviller
Tahviller, yatırımcılar için sabit gelir sağlayan uzun vadeli bir menkul değer türüdür. Tahvilleri ihraç eden (özel
sektör şirketleri ve kamu kuruluşları) içinse bir borçlanma aracıdır. Kamu tarafından ihraç edilen tahvillere “Devlet
Tahvili”; özel sektör tarafından ihraç edilen tahvillere ise “Özel Sektör Tahvili” denir. Tahvil ihraç eden kurulu ş,
gelecekte belli tarihlerde faiz ödemeleri yapacağını ve vade bitiminde anaparayı ödeyeceğini taahüt etmektedir.
Devlet Tahvilleri bir yıl ve üzerinde vadelerle ihraç edilirler. Devlet tahvili kuponlu veya iskontolu olabilir.
Tahvil hamili, tahvili çıkaran kuruluşun uzun vadeli alacaklısıdır. Şirketin aktifi üzerinde alacağından başka hiçbir
hakka sahip değildir, şirketin yönetimine katılamaz. Buna karşılık, şirketin brüt karından önce tahvil sahiplerinin
faizleri ödenir. Tahvil hamili şirketin kar-zarar riskine katılmaz. Şirket zarar etse de günü gelince belli miktardaki
anapara ve faizlerini alır.

Hazine Bonosu
Devletin her yıl bütçe kanunlarına dayanarak, nakit açığını finanse etmek üzere ihraç etmiş olduğu kısa vadeli
finansman araçlarıdır. Hazine bonolarıın vadesi en çok bir yıldır. Hazine bonoları ihale yoluyla ihraç edilmekte ve
iskontolu olarak satılmaktadır.

Düz Repo:
Bir menkul kıymeti belli bir tarihte belli bir fiyattan geri almak taahhüdü ile sat ımını içeren bir işlemdir. Esas
itibarıyla repoya konu olan menkul kıymetler teminat vasfı taşımakta olup, kısa vadeli bir borç verme durumu söz
konusu olmaktadır. Repo, bir menkul kıymetin işlem başlangıç valöründen (geçerli işlem tarihi) satılıp, bitiş
valöründen geri alınmasını ifade etmektedir. Repo yapan taraf, paray ı kullanan taraf olmakta ve geri alım taahüdü
ile menkul kıymetin satımını yapmaktadır.

Yatırım Fonları
Yatırım Fonları Nedir?
Getiri beklentisi, risk toleransı ve vade yapısı benzer yatırımcıların birikimlerinin ortak bir havuzda toplanarak
değişik enstrümanlar aracılığı ile değerlendirildiği kollektif bir yatırım aracıdır. Her bir yatırımcı, fonun sahip olduğu
toplam büyüklüğün bir kısmını temsil eden katılma belgesini satın alarak fona ortak olur.
Yatırım fonları profesyonel ekipler tarafından yönetilir ve fonun stratejisine ve yat ırım prensiplerine göre değişen
risk özellikleri taşır. Yatırım fonunun kazancı, portföyünde bulundurduğu varlıkların getirisine bağlı olduğu için,
yatırımcıların fonun portföy bileşimi ve risk seviyesi hakkında bilgi sahibi olduktan sonra yatırım yapacakları fonu
seçmeleri uygun olacaktır

Etiketler: